Sağlıklı dişlerin çekilmesine neden olabiliyor!
Trigeminal nevralji, yüzün duyusunu sağlayan trigeminal sinirin tutulmasıyla ortaya çıkan bir hastalık. Literatürde ‘dünyanın en şiddetli ağrısı’ şeklinde tanımlanıyor. Öyle ki, hastalar ağrıyı yüzde ‘şimşek çakması’ şeklinde tarif ediyor!
Genellikle yüzün tek tarafında, tekrarlayıcı ve şiddetli ağrı ataklarıyla kendini gösteriyor. Kısa sürmesine rağmen ataklar nedeniyle hastaların günlük yaşamı kabusa dönüşebiliyor. Yemek yemek, su içmek ve konuşmak bile acı verebiliyor.
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Barış Peker, Günümüzde, uygun hastalarda, modern tıbbın sunduğu balon kompresyon gibi girişimsel yöntemlerle bu şiddetli ağrıdan kurtulmak mümkündür” diyor.
Türkiye’de önemli bir halk sağlığı sorunu
Trigeminal nevralji, dünya genelinde her 100 bin kişinin yaklaşık 4 ila 13’ünde saptanıyor. Türkiye’de bu oran çok daha yüksek. Görülme sıklığı 100 bin kişide 98’e ulaşıyor. Türkiye’de her yıl yaklaşık 4 bin kişiye trigeminal nevralji tanısı konuyor. En sık 50-70 yaş aralığında gelişiyor, kadınlarda erkeklere oranla daha yaygın rastlanıyor. Trigeminal nevraljinin en yaygın nedeni ise beyin sapındaki bir damarın trigeminal sinire bası yaparak siniri rahatsız etmesi veya koruyucu kılıfına (myelin zarı) zarar vermesi.
Günlük hayat durma noktasına geliyor!
Trigeminal nevralji, hastaların günlük yaşamlarını ‘durma’ noktasına getirebilecek kadar ciddi sorunlar oluşturabiliyor. Yemek yemek, su içmek veya konuşmak ağrıyı tetikliyor. Zamanla ciddi kilo kayıpları oluşabiliyor. Ayrıca, hastalar toplum içinde aniden bir atak geçirme korkusuyla sosyal ortamlardan uzaklaşıyor. Ağrı tetiklenmesin diye yüz kaslarını donduruyor ve gülümsemekten dahi kaçınıyorlar. Uzmanlar bu durumu, ‘yüz donması’ olarak tanımlıyor. Sosyal izolasyonun yanı sıra hijyen ve kişisel bakım da önemli bir sorun haline gelebiliyor. Öyle ki yüze dokunmanın oluşturduğu şiddetli ağrı nedeniyle erkekler tıraş olamıyor. Kadınlar makyaj yapamıyorlar. Dahası, yüz yıkama ve diş fırçalama gibi hijyen alışkanlıkları da imkansız hale gelebiliyor.
Ağır bir psikolojik ve sosyal yükü beraberinde getirebiliyor. Zira, ağrının ne zaman geleceğinin bilinmemesi sebebiyle hastalar sürekli bir ‘beklenti anksiyetesi’ içine giriyor. Bu kronik stres hali zamanla çaresizlik hissine, derin depresyona ve uyku bozukluklarına neden oluyor. Ayrıca, şiddetli ataklar sırasında hastaların konsantrasyonu tamamen dağılıyor; bu durum iş hayatında verimsizliğe veya profesyonel yaşamın tamamen sonlanmasına da yol açabiliyor.
Ağrı genellikle üst veya alt çene bölgesinde hissediliyor. Hastaların büyük bir çoğunluğu ilk olarak diş hekimine gidiyor. Maalesef, doğru tanıya kadar birçok hasta gereksiz yere sağlıklı dişlerini çektiriyor. Eğer yüzünüzde yemek yerken, konuşurken veya rüzgar estiğinde tetiklenen ani, kısa süreli ve şok benzeri ağrılar varsa beyin cerrahisi uzmanına başvurun.
Amaç ağrısız bir yaşam
Trigeminal nevraljinin tanısı klinik öykü ve nörolojik muayene ile konuyor. Damar basısını veya ikincil nedenleri (tümör, multiple skleroz vb.) dışlamak için MR tetkikine başvuruluyor. Tedavinin amacı, ise hastayı ağrısız yaşama kavuşturmak. İlaç tedavisi trigeminal nevraljide ilk adımı oluşturuyor. İlacın yetersiz kaldığı veya yan etkilerin arttığı durumlarda açık ya sa kapalı cerrahi yöntemler gündeme geliyor.
Trigeminal nevraljinin tedavisinde uzun yıllardır mikrovasküler dekompresyon (MVD) cerrahisinin standart kabul ediliyor. Bu operasyon, hemen kulak arkasından kafatasına bir kemik pencere açılıp, mikroskop altında, trigeminal sinirinin beyin sapından çıktığı noktaya müdahale edilen büyük bir cerrahi girişimdir. Ancak, her hasta için uygun değil ve çeşitli riskler barındırabiliyor.
Balon kompresyon yöntem
Geçmişten günümüze uygulanan alkol enjeksiyonu veya radyofrekans gibi kapalı yöntemlerde, ağrının kesilip kesilmediğini test etmek için hastanın işlem sırasında uyanık kalması gerekebiliyor. Ancak, bu durum şiddetli ağrı çeken hastaları hem fiziksel hem de psikolojik olarak zorluyor. Ayrıca, ‘anesthesia dolorosa’ denen bir yan etki görülebiliyor. Şiddetli ve sürekli devam eden bu ağrı durumu, trigeminal nevraljiden çok daha ağır bir klinik tabloya yol açıyor. Bu nedenle genelde cerrahi riskleri minimize eden, hastayı uyanık tutma zorunluluğunu ortadan kaldıran ‘Balon kompresyon’ yöntemi tercih ediliyor.
İşlem hasta ağrı hissetmeden tamamlanıyor!
Balon kompresyon yöntemi ameliyathanede ve genel anestezi altında uygulanıyor. Bu yöntemde, skopi (röntgen) eşliğinde ve bir iğne (katater) yardımıyla ağız kenarından girilerek, kafa tabanında yer alan ‘foramen ovale’ isimli delikten trigeminal sinirinin bulunduğu bölgeye ulaşılıyor. Ardından, katater aracılığıyla, küçük bir balon, şişirilmeden bu bölgeye iletiliyor. Balon burada 1-2 dakika süreyle şişirilerek, sinir liflerine kontrollü bir basınç uyguluyor. Yüksek çözünürlüklü skopi (röntgen) sayesinde, hedeflenen armut veya üçgen şeklindeki baskı formu, sinir üzerinde tam istenilen noktada oluşturuluyor. Şiddetli ağrıya neden olan sinir liflerine yapılan bu baskı ağrının kesilmesini sağlıyor.









