Her duruş bozukluğu masum olmayabilir
Skolyoz, çoğu zaman ağrıya neden olmadan sessizce ilerleyebiliyor. İlk belirtiler omuz seviyelerindeki farklılık, bel asimetrisi veya sırtta tek taraflı kabarıklık şeklinde ortaya çıkabiliyor. Özellikle hızlı büyüme dönemindeki çocuklarda düzenli gözlem ve erken tanı büyük önem taşıyor.
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Çağlar Yılgör, skolyozun sessizce ilerleyebildiğini söylüyor.
Çocuklarda görülen her omuz eşitsizliği veya duruş bozukluğu skolyoz anlamına gelmiyor. Duruş bozuklukları çoğu zaman uzun süreli yanlış oturma alışkanlıkları, kas dengesizliği ve fiziksel aktivite eksikliğiyle ilişkili olabiliyor. Buna karşılık, Adölesan İdiyopatik Skolyoz, omurganın yalnızca yana eğilmesi değil, aynı zamanda kendi ekseni etrafında dönmesiyle gelişen üç boyutlu yapısal bir deformite olarak tanımlanıyor. Büyüme devam ettikçe eğrilik ilerleyebildiği için basit bir postür sorunu olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.
Skolyozun en önemli özelliklerinden biri, özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde çoğunlukla ağrıya neden olmadan ilerleyebilmesidir. Bu nedenle aileler çoğu zaman eğriliği ancak görünüm değişiklikleri belirginleştiğinde fark edebiliyor.
Ailelerin dikkat etmesi gereken belirtiler
- Omuz seviyelerinde eşitsizlik
- Kürek kemiklerinden birinin daha belirgin görünmesi
- Bel oyuntularında asimetri
- Gövdenin bir tarafa kayması
- Kıyafetlerin vücutta simetrik durmaması
- Pantolon paçalarının farklı uzunlukta görünmesi
- Tişörtün sürekli bir tarafa kayması
Skolyozlu çocukların büyük bölümünde ağrı yoktur. Bu nedenle yalnızca şikâyetleri beklemek doğru değildir. Özellikle hızlı büyüme dönemlerinde düzenli gözlem yapılması büyük önem taşıyor.
Evde basit kontrol yapabilirsiniz
Erken fark edilen skolyozlarda ilerleme riski daha yakından takip edilebiliyor ve ameliyatsız tedavi seçeneklerinden daha etkin şekilde yararlanılabiliyor. Aileler, çocuk ayakta dururken omuz seviyelerini, kürek kemiklerini ve bel oyuntularını gözlemlemeli. Ardından çocuktan dizlerini bükmeden öne eğilmesi istenebilir. Sırtın bir tarafında diğerine göre belirgin bir kabarıklık fark edilmesi durumunda uzman değerlendirmesi öneriliyor.
Kız çocuklarında daha sık görülüyor
Skolyoz hem kız hem de erkek çocuklarda görülebiliyor. Ancak tedavi gerektirecek düzeyde ilerleyen eğriliklerin kız çocuklarında daha sık görüldüğü biliniyor. Bu durumun yalnızca cinsiyetle değil, büyüme özellikleri ve biyolojik faktörlerle de ilişkili olduğu düşünülüyor. Özellikle ergenlik dönemindeki kız çocuklarının düzenli takip edilmesi önem taşıyor.
Toplumda yaygın kanının aksine, çocukluk ve ergenlik dönemindeki skolyozların büyük bölümü ağrısız seyrediyor. Bazı çocuklarda sırt yorgunluğu veya kas gerginliği görülebilse de eğriliğin derecesi ile ağrı arasında her zaman doğrudan bir ilişki bulunmuyor. Ağrısı yoksa skolyoz değildir’ ya da ‘ağrı arttıysa eğrilik ilerlemiştir’ şeklindeki düşünceler doğru değildir. Büyüme çağındaki çocuklarda görünüm değişiklikleri ağrıdan çok daha değerli bir erken tanı göstergesidir.
Hızlı boy uzaması skolyozun nedeni değil; ancak mevcut eğriliklerin ilerlemesi açısından kritik bir dönem oluşturuyor. Ergenlik dönemindeki büyüme atağı sırasında omurga çok hızlı geliştiği için bazı eğrilikler kısa süre içinde belirgin hale gelebiliyor. Bu nedenle büyümenin hızlandığı dönemlerde düzenli takip büyük önem taşıyor.
Telefon ve tabletler skolyoza neden oluyor mu?
Günümüzde çocuklar ve gençler günlerinin önemli bir bölümünü masa başında geçiriyor. Uzun süre aynı pozisyonda kalmak ve hareketsizlik; boyun, sırt ve bel bölgesinde rahatsızlıklara neden olabiliyor. Uzun süre baş öne eğik şekilde ekran kullanımı; boyun, sırt ve omuz bölgesinde yük oluşturarak kas yorgunluğu ve postür bozukluklarına yol açabiliyor. Ancak bilimsel çalışmalar, telefon ve tablet kullanımının doğrudan skolyoza neden olduğunu göstermiyor. Uzmanlar, düzenli hareket molaları verilmesini, gün içerisinde fiziksel olarak aktif kalınmasını ve çalışma ortamının bireysel ihtiyaçlara göre düzenlenmesini öneriyor. Telefon ve tablet kullanımı doğrudan skolyoza yol açmaz. Ancak uzun süre hareketsiz kalmak ve ergonomik olmayan pozisyonlarda bulunmak omurga sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.
Skolyoz sadece çocukluk çağının hastalığı değil
Skolyoz çoğunlukla çocukluk ve ergenlik döneminde ortaya çıksa da erişkin yaşlarda da görülebiliyor. Bazı kişilerde çocuklukta başlayan eğrilik yıllar sonra fark edilirken, bazı bireylerde yaşlanmaya bağlı dejeneratif süreçler sonucunda yeni eğrilikler gelişebiliyor. Yetişkinlerde görülen skolyoz; sırt ve bel ağrıları, denge sorunları ve yaşam kalitesinde düşüşe neden olabiliyor.
Skolyoz tanısı alan her çocuğun ameliyat olması gerekmiyor. Hastaların önemli bir bölümü; kontrollü gözlem, skolyoza özgü egzersiz programları, korse tedavisi gibi ameliyatsız yöntemlerle başarılı şekilde takip ve tedavi edilebiliyor. Erken tanı, ameliyatsız tedavi seçeneklerinden yararlanma şansını önemli ölçüde artırıyor. Günümüzde kişiye özel korse teknolojileri ve skolyozun biyomekaniğine ilişkin artan bilgi sayesinde geçmişe göre çok daha başarılı sonuçlar elde edebiliyoruz.
Günümüzde kullanılan korseler geçmişe kıyasla daha hafif, daha konforlu ve kişiye özel tasarlanabiliyor. Uygun hastalarda ve önerilen sürelerde kullanıldığında korse tedavisi, cerrahi gereksinimini önemli ölçüde azaltabiliyor. Doğru planlanmış bir tedavi sürecinde gençler okul hayatlarını sürdürebiliyor, sosyal aktivitelere katılabiliyor ve spor yapabiliyor. Korse tedavisi dinamik bir süreçtir. Tedavinin gidişatına, büyümenin durumuna ve eğriliğin verdiği yanıta göre kullanım süreleri yeniden düzenlenebilir. Bugünün korse uyumu, yarının omurga sağlığıdır.
Yüzme ve pilates faydalı ama tek başına tedavi değil
Yüzme ve pilates, kas dayanıklılığını artıran ve omurga sağlığını destekleyen aktiviteler olsa da tek başına skolyozu düzeltmeleri beklenmiyor. Bilimsel veriler, skolyoz tedavisinde en etkili egzersiz yaklaşımının kişiye özel planlanan skolyoza özgü fizyoterapi programları olduğunu gösteriyor.









