Uykudaki kalp sinyalleri neden önemli?
Uyku sırasında kaydedilen kalp sinyallerini yapay zekayla analiz eden yeni bir model, kişinin gelecek10 yılda karşılaşabileceği kalp-damar sorunlarının riskini tahmin edebiliyor. Üstelik bunun için kapsamlı bir kalp grafiği gerekmiyor. Uyku testi sırasında kaydedilen tek kanallı EKG verisi yeterli olabiliyor. Araştırmacılar, yöntemin erken risk değerlendirmesinde kullanılabileceğini düşünüyor.
Uyurken vücudumuz dinleniyor ancak kalbimiz çalışmaya, sinyaller üretmeye devam ediyor. Peki, gece boyunca kaydedilen bu sinyaller gelecekteki sağlığımız hakkında ipuçları taşıyor olabilir mi?
Araştırma, 9 Ekim 2026’da SLEEP dergisinde yayınlandı. Çalışma, özellikle uyku bozukluklarının değerlendirilmesi sırasında elde edilen verilerin, kalp sağlığının geleceğine ilişkin daha fazla bilgi sağlayıp sağlayamayacağını araştırıyor.
Uyku bozukluklarının tanısında kullanılan polisomnografi, gece boyunca solunum, beyin aktivitesi, oksijen düzeyi ve kalp ritmi gibi çeşitli fizyolojik göstergelerin kaydedilmesini sağlayan bir inceleme yöntemi. Uyku apnesi gibi bazı uyku bozukluklarının kalp-damar hastalıklarıyla ilişkili olduğu biliniyor. Bu testler sırasında EKG sinyalleri de kaydediliyor. Ancak bu kayıtlar çoğunlukla uyku incelemesinin bir parçası olarak elde ediliyor. Ve kalp-damar hastalıklarının uzun vadeli riskini tahmin etmek amacıyla rutin biçimde değerlendirilmiyor.
Emory Üniversitesi Tıp Fakültesi, Georgia Teknoloji Enstitüsü ve farklı sağlık kuruluşlarından araştırmacıların katkıda bulunduğu çalışmada, Zuzana Koscova ve çalışma arkadaşları derin öğrenme temelli bir model geliştirdi. Model, tek kanallı EKG sinyallerini uzmanlar tarafından belirlenmiş uyku evresi bilgileriyle birlikte değerlendirdi. Buradaki amaç yalnızca o gece kalp ritminde bir düzensizlik olup olmadığını belirlemek değil, kayıtlardaki örüntülerin ilerleyen yıllardaki sağlık sonuçlarıyla ilişkisini araştırmak.
Yapay zeka 10 yıllık riski nasıl tahmin ediyor?
Araştırmacılar, modeli Massachusetts General Hospital’da uyku incelemesi yapılan 15 bin 809 kişinin verileriyle geliştirdi. Ardından performansını iki ayrı hasta grubunda değerlendirdi. Araştırmacılar, uyku testinden elde edilen sinyallerle kişilerin 10 yıl içinde karşılaşabileceği bazı sağlık sonuçları arasındaki ilişkiyi değerlendirdi. Bunlar arasında atriyal fibrilasyon olarak bilinen kalp ritim bozukluğu, kalp yetmezliği, kalp krizi, inme ve herhangi bir nedene bağlı ölüm yer alıyor.
Modelin ürettiği risk puanı, kişileri uzun vadeli risk düzeylerine göre ayırmaya yardımcı oldu. Daha yüksek puanlar, bazı olumsuz sağlık sonuçlarının daha yüksek görülme riskiyle ilişkiliydi.
Önemli bir ayrıntı ise modelin yalnızca yaş gibi genel risk faktörlerini yansıtmamasıydı. Araştırmacılar; yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi, sigara kullanımı, hipertansiyon ve diyabet gibi faktörleri hesaba kattı. Ayrıca uyku apnesinin şiddeti, uyku verimliliği ve gece içindeki uyanmalar gibi özellikleri de değerlendirdi. Buna rağmen modelin bazı sonuçlarla ilişkisi devam etti.
Hangi hastalıkların tahmininde daha başarılı oldu?
Model, özellikle atriyal fibrilasyon ve kalp yetmezliğine bağlı ölüm riskinin sınıflandırılmasında umut verici sonuçlar verdi. Araştırmacılar, modelin risk puanının mevcut klinik risk faktörlerine eklenmesinin bazı sonuçların tahminini iyileştirdiğini bildirdi. Buna karşılık, kalp krizi ve inme tahminlerinin daha fazla geliştirilmesi gerektiği belirtildi.
Tek kanallı EKG neden dikkat çekiyor?
Klinik uygulamalarda kalbin elektriksel aktivitesini değerlendirmek için çoğunlukla 12 kanallı EKG kullanılıyor. Uyku incelemelerinde ise tek kanallı bir EKG kaydı da alınabiliyor. Bu araştırmada kullanılan yaklaşımın avantajı, mevcut uyku testlerinde zaten toplanan verilerden yararlanması.









