15 Ekim 2026
Hastalıklar ve Tedavi Yolları

Meme kanserinde tedavi tümörün biyolojisine göre belirleniyor

Yaş, genetik yatkınlık ve yaşam tarzı riski etkiliyor 

Meme kanseri dünyada her yıl 2,3 milyondan fazla kadını etkiliyor. Türkiye’de de 25 binden fazla yeni vaka görülüyor. Erken tanı ve tümörün biyolojik özelliklerine göre planlanan tedaviler, önemli avantajlar sağlıyor.

Genel Cerrah Prof. Dr. Ramazan Yıldız, güncel tedavi yaklaşımları hakkında bilgi verdi:

Meme kanserinde belirtilerin erken fark edilmesi, tanı sürecinin gecikmemesi açısından önem taşımaktadır. Dikkat edilmesi gereken başlıca belirtiler şunlardır:

  • Meme veya koltuk altında ele gelen sertlik, yumru ya da şişlik
  • Meme başında içe çekilme, şekil değişikliği, akıntı veya yara oluşması
  • Meme cildinde kızarıklık, çökme, şişlik, yara ya da portakal kabuğu görünümü
  • Memenin boyutunda veya iki meme arasındaki simetride değişiklik

Meme kanserinde yaş, genetik yatkınlık ve yaşam boyu östrojene maruz kalma süresi risk faktörleri arasında. 12 yaşından önce adet görmeye başlamak, 55 yaşından sonra menopoza girmek, hiç doğum yapmamış olmak veya ilk doğumunu 35 yaşından sonra gerçekleştirmek risk faktörleri arasında. Menopoz sonrasında uzun süreli hormon tedavileri, ailede meme kanseri öyküsü, özellikle BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki bazı mutasyonlar, daha önce meme kanseri geçirmiş olmak ve memede atipik hiperplazi bulunması da risk değerlendirmesinde önem taşımaktadır. Bazı hormonal doğum kontrol yöntemleriyle meme kanseri riski arasında da ilişki bulunabilmektedir. Yaşam tarzı da risk üzerinde etkili olabilmektedir. Özellikle menopoz sonrasında obezite, alkol kullanımı ve hareketsiz yaşam meme kanseri riskiyle ilişkilendirilmektedir. Sigara kullanımı ve beslenme alışkanlıkları da dikkate alınması gereken unsurlar arasında.

Tanıda görüntüleme yöntemleri ve biyopsi birlikte değerlendiriliyor

Meme kanserinin tanısında fizik muayene, radyolojik görüntüleme ve gerekli durumlarda biyopsi temel yöntemleri oluşturmaktadır. Mamografi, düşük doz röntgen ışını kullanarak meme dokusunu değerlendirmekte; özellikle taramalarda ve mikrokalsifikasyonların saptanmasında önemli rol oynamaktadır. Meme ultrasonografisi, ses dalgalarıyla meme dokusunu inceleyerek kist ve katı kitlelerin birbirinden ayrılmasına yardımcı olmaktadır. Özellikle yoğun meme dokusuna sahip kadınlarda ve belirli şikâyetlerin değerlendirilmesinde kullanılabilmektedir. Manyetik rezonans görüntüleme (MR) ise özellikle yüksek riskli hastalarda veya belirli şüpheli durumlarda ek bilgi sağlamak amacıyla tercih edilmektedir. Dijital tomosentez, üç boyutlu görüntüleme özelliğiyle üst üste binen meme dokularının daha ayrıntılı değerlendirilmesine katkıda bulunmaktadır. Görüntüleme yöntemlerinde şüpheli bir bulgu saptandığında kesin tanı için biyopsi gerekebilmektedir. Hangi yöntemin kullanılacağı hastanın yaşı, şikâyetleri, meme dokusunun özellikleri ve klinik değerlendirme doğrultusunda belirlenmektedir.

Tedavi, tümörün biyolojik özelliklerine göre planlanıyor 

Meme kanseri tanısı sonrasında tedavi planının oluşturulması için tümörün biyolojik özelliklerinin belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. Biyopsi örneğinde östrojen ve progesteron reseptörleri, HER2 ve Ki-67 indeksi değerlendirilip, tümörün özellikleri ortaya konuyor. Hastalığın lokal ya da uzak organlara yayılıp yayılmadığı da araştırılıyor. Bilgisayarlı tomografi, MR, kemik sintigrafisi veya PET-BT gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabiliyor.

Yaş, genel sağlık durumu, eşlik eden hastalıklar ve aile öyküsü de tedavi planında dikkate alınmaktadır. Gerekli görülen hastalarda BRCA1 ve BRCA2 gibi genlere yönelik testler değerlendirilebilmektedir. Tüm bu bulgular bir ekip tarafından değerlendiriliyor. Ve hastaya özel tedavi planı oluşturuluyor. Meme kanserinin evresine ve tümörün biyolojik özelliklerine göre farklı tedaviler uygulanabiliyor. Bazı hastalarda ameliyat öncesinde uygulanan sistemik tedavilerle tümörün küçültülmesi hedefleniyor. Bazı hastalarda ameliyat sonrasında hastalığın tekrarlama riskini azaltmaya yönelik tedavilere başvurulmaktadır.

Memenin tamamının alınması her hasta için gerekmiyor 

Meme kanseri cerrahisinde her hastada memenin tamamının alınması, yani mastektomi, zorunlu değildir. Tümörün boyutu ve memeye oranı uygun olduğunda yalnızca kanserli dokunun ve çevresindeki güvenli cerrahi sınırın çıkarıldığı meme koruyucu cerrahi uygulanabilmektedir. Erken evre meme kanserlerinin önemli bir bölümünde meme koruyucu cerrahi mümkün olmaktadır. Uygun hastalarda meme koruyucu cerrahi ve mastektomi arasında uzun dönem sağkalım açısından benzer sonuçlar elde edilebilmektedir. Meme koruyucu cerrahi sonrasında ise hastalığın özelliklerine göre radyoterapi tedavinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Tümörün büyüklüğü, memede birden fazla odak, yaygın mikrokalsifikasyonlar, lenf bezi durumu, ameliyat öncesi tedaviye verilen yanıt ve genetik riskler cerrahinin kapsamını etkiliyor. Hastanın beklentileri ve tercihleri de karar sürecinde dikkate alınmaktadır. Uygun hastalarda meme onarımı, kanser cerrahisiyle aynı seansta veya daha sonraki bir dönemde gerçekleştirilebilmektedir.

Erken tanı yaşam süresi ve yaşam kalitesini artırıyor 

Meme kanserinde tanı ve tedavi alanındaki gelişmeler, hastaların yaşam süresi ve yaşam kalitesinin artırılmasına katkı sağlamaktadır. Mamografi ve diğer görüntüleme yöntemleri sayesinde bazı tümörler henüz belirti vermeden saptanabilmektedir. Hedefe yönelik tedaviler, modern hormon tedavileri ve uygun hastalarda kullanılan immünoterapi gibi yöntemler, özellikle ileri evre hastalıkta tedavi seçeneklerini genişletmektedir. Genomik testler de belirli hasta gruplarında kemoterapiden yarar görme olasılığının değerlendirilmesine yardımcı olabilmektedir. Böylece tedavinin gerekliliği ve kapsamı hakkında daha ayrıntılı kararlar alınabilmektedir. Günümüzde meme kanseri tedavisinde amaç yalnızca hastalığı kontrol altına almak değil. Tedavi sırasında ve sonrasında yaşam kalitesini de korumak. Meme koruyucu ve onkoplastik cerrahi, gelişmiş radyoterapi teknikleri ve tümörün özelliklerine göre belirlenen tedaviler bu yaklaşımın önemli parçalarını oluşturmaktadır.

administrator
Editör

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir